Tuhaf Bir Dost: Pierre Loti II

terennüm - 1 sene önce 23:28 - Blog - 2 »


Loti'den İnciler
"Bir yazarı en iyi yazdığı satırlar tanıtır. Bundan hareketle Türkiye'de yaşadıklarını anlattığı "Aziyade" romanını ele alalım. Kitap daha ilk kelimesiyle şaşırtır okuyucusunu. Zira Aziyade adlı esas kız iddiaya göre Kafkas kökenlidir. Büyük bir ihtimalle azad edilmiş bir cariyedir. Bu sebeple 'Azade' olmalıydı.

Piyer Loti Türklere "dostum" diye hitap etmektedir. Eyvallah ama, bu sıcacık kelime ile ne demek istediğini kitabın satırları arasında bulunca şaşırıyoruz; "Dostlar köpeklere benzer. Dostlarla ilişkiler her zaman fenalıklarla son bulur ve dosta sahip olmamak en iyisidir." Adam bizlere dost derken köpek mi demek istemişti acaba? Dostlarla ilişkiler her zaman niye fenalıklarla son bulsun ki? Acaba bunun sebebi şimdi nakledeceğimiz olay mı?: "Bir sabah erken saatte ağaçların arasından çıkan birisi yolumu kesti. Bense silahsızdım. Adamın istediğini anlamakta gecikmedim. İsteklerinden dönmemek uğruna her şeyi yapabilirdi. Onunla gitmeyi kabul ettim." Adam hırsız olsa silahını çeker "eller yukarı, paralar dışarı" derdi. Loti onun para pul gibi dünyalık şeylerle ilgilenmediğini "bir şekilde" anlamış olmalı ki tıpış tıpış adamın gösterdiği istikamete doğru yürür. Ancak birkaç adım sonra herifi bir çukura iteler ve "sağ salim" kurtularak evine döner. Loti bu olayın kendi üzerinde kötü ve derin izler bıraktığını söyler. Bundan kurtulmak için de Piripaşa'da mukîm Rebeka isimli bir Yahudi kızının kollarına atıldığını da ilave eder.


Daha sonra bir Bulgar kızı ile gönül eğlendiren Loti, esas kız Aziyade'yi tanıtırken "Türk
kadını, kocalarına rağmen başka erkeklerin koynuna girmek için can atar" der. Oha yani... Mösyö'nün satırlarını okuyan bir Avrupalı, İstanbul'un değil de Sodom Gomore'nin anlatıldığını zannedecek. Üstelik ikamet ettiği yer Galata'nın batakhaneleri veya Şişli'nin "rendez vous"leri değil Eyüp Sultan'ın tam orta yeridir. Bu mekanda değil böyle bir hayat yaşamak, hayalini yapmak bile sahibinin hafiften çizilmesine sebep olur. Loti anlatmaya devam ediyor. "İhtiyar Hayrullah'a şöyle bağırdım; Bana kadın getir!.. Akşamın sekizi, bir kış gecesiydi ve Eyüp her zamanki gibi muhteşem bir sessizlikle kendi içine kapanmıştı. İhtiyar; bu günlerde kadınlar çok pahalı, fakat bu akşam size sunabileceğim daha ucuz eğlenceler var diye cevapladı. Aradan yarım saat geçtiğinde açılan kapıdan Hayrullah ve çeşitli kürklere bürünmüş altı Yahudi oğlanı girdi. Ben de bir Mısır firavunu gibi onları sessiz seyrederken dansa başladılar. Kulağıma eğilen Hayrullah, "Nasıl, hoşunuza gidiyorlar mı?" dedi. Ben de "Koca Hayrullah, senin oğlun bunların hepsinden daha güzel" diye cevap verdim. Şöyle bir düşündü, Mösyö, yarın tekrar konuşabiliriz dedi."

Manzaraya bakar mısınız?! Ağaçların arasından çıkan ne istediği bilinmez adam, Yahudi Rebeka, Bulgar kızı, Yahudi oğlanları, Hayrullah'ın oğlu bir de Aziyade...

Nazım'dan Loti'ye
Pierre dostumuz Aziyade'yi şöyle tarif eder; "Kaşlar siyah, hafifçe çatık, birbirine bitişecek kadar yakın. Bu bakış, irade ve duruluğun bir kaynaşmasıydı. Dahası çocuk denecek kadar genç ve taze bir bakıştı."
Pierre Loti, çiçeği burnunda bir denizci iken Gladiator adlı gemiyle Selanik'e geldiğinde tanır 19 yaşındaki Aziyade'yi. Bir süre sonra İstanbul'da tekrar karşılaşırlar ve Loti burada muradına erer. Ancak devrin yazarları rahat durmazlar. İşe önce Aziyade'nin yaşayıp yaşamadığını araştırmakla başlarlar. Aziyade ölünce Kasımpaşa sırtlarına gömülmüş olduğu, ancak Loti'nin, bunu Eyüp Sultan'a naklettiği ağızdan ağıza dolaşır. Bu uydurma bilgi sebebiyle pek çok "akıl danesi" Eyüp sırtlarında mezar aramaktan kubur faresine döner. Oysa Loti, en son gelişinde "Aziyade'nin mezarını buldum" iddiasıyla Topkapı'daki mezarlıkta bir kabir taşı başında fotoğraf bile çektirmiştir.

Cumhuriyet'ten sonra, dönemin yazarları çeşitli dergilerde Pierre Loti'yi taciz etmeye başlarlar. O dönemin çiçeği burnunda şairi 23 yaşındaki Nazım Hikmet bile nereden kıl kapmışsa Pierre'e giydirmeden edemez.

Hatta sen,
sen Piyer Loti!
Sarı muşamba derilerimizden
birbirimize geçen
tifüsün biti!
Senden daha yakındır bize
Fransız zabiti!..
Nazım Hikmet-1925

Dönemin dergileri, mesela Resimli Şark (1931), Hafta (1934), Perşembe (1936) Loti'nin romanında görülen hayli komik tipler ve Türk kadınları hakkında tutarsız ifadelere dikkat çekerler. Yazar Celal Nuri İleri, "Loti Bey'in Tuhaflıkları" başlıklı yazısında şunları yazar; "Piyer Loti olaylara farklı bakan, üstelik dönemine göre farklı yaşayan biridir. Tanıdıkları ve üstüne üstlük İstanbul'da beraber olduğu kişiler birbirinden ilginçtir. Garson Koço'yu, Niğdeli Kör Yordan'ın aşçı dükkanında tanır. Aynı dükkanda çalışan yamak Avram, Eyüplü Kahveci İsmail ve diğerleri... Bu tiplerin hayatları hep karanlıktır."

Piyer Loti hakkındaki araştırmaların çoğu Fransız dergilerinden apanmıştır. Mesela Le Figaro dergisinde Loti'yi anlatan Roger Gain onun hakkında şunları söyler; "Yüksek topuklu ayakkabılar giyerdi. Merakı ve yabancı olan her şeyi kabullenmekte tam bir Fransız'dı. Ve her şeyden önce bestseller yazarıydı."

 Hafta Dergisinin Fransız dergilerinden naklettiği bir inceleme vardır ki yenilir yutulur gibi değildir; "Loti, yaratılış itibariyle bir kadın gibi hoppaydı. Gülerken tıpkı bir kadın gibi işvelenir, cilveler saçardı. Topuklu ayakkabılar içerisine uzun konçlu kadın çorapları giyerdi. Kimono ve ipekli kadın kombinezonu giyip salondan salona gezmek, en büyük zevklerinden biridir." Bunları yazan Jan Diver kalemini iyice sivriltir ve devam eder; "Aziyade kadınlaştırılmış bir erkekten başka bir şey değildir. Ortada Aziyade'ye ait bir mezar taşı vardır. Loti İstanbul'a her gelişinde ziyaret etmiş, yanına da bir servi diktirmiştir."

Aziyade bu mu?
Gerçekte, mezarda yatan kişi kadın değil, Selanikli Azizzade Tahsin Efendi'dir. Loti bu ademoğlu ile Selanik'te tanışmış. İstanbul'da tekrar biraraya gelmişler. Loti Azizzade ismini Aziyade olarak telaffuz etmiş. Ancak burada ilginç bir detay var. Loti'nin böyle bir varlıkla beraber olduğuna dair bir tek şahit ve işaret yoktur. Eğer anlattığı Aziyade, gerçekte Selanikli Azizzade ise, o zaman posbıyıklı Pierre hakkında kötü düşünmek gerekir. Ya o veya Selanikli, ikisinden biri veya her ikisi de pastörize olmuş erkek olmalı... Zira Hayrullah Efendi'nin Yahudi oğlanlarını teklif etmesi ve Piyer'in de Hayrullah'ın oğluna sarkması bunu göstermiyor mu?...

Loti kendini Eyüplü insanlara Arif Efendi diye tanıtır. Onlarla uzun boylu geyik muhabbeti yaptığından bahseder. Hayrullah'tan kadın ister, Aziyade'ye derdini anlatır. Bu arada Eyüp camisini ve türbesini ziyaret ederek insanlarla konuşur. Daha doğrusu bütün bunları yaptığını iddia eder. Her şey onun melankolik kafasında kuluçka dönemini doldurmuş olmalı. Zira Loti, yanında tercümanı olmadan İstanbul'da iki sokak öteye gidemeyecek kadar Türkçe'ye uzaktır. Bildiği tek lisan Fransızca'dır."

Kopyala-yapıştır mantığından uzak durmaya çalışarak,  Ahmet Sarbay'ın Ağustos 2003 tarihli Tarih ve Düşünce dergisindeki bu yazısını özetleyip, yazarak ya da fotoğraflarıyla birlikte tarayıcıdan geçirerek paylaşmaya değer buldum.  Loti'nin kitabından alıntılanarak gözler önüne serilen cümlelerinden yola çıkarsak, kişiliği konusunda çok da sağlam bir karaktere sahip olmadığını kolayca görebiliriz. İstanbul'un en nadide tepelerinden birinin isminin Pierre Loti olarak kalıp kalmamasını tartışmadan önce, keşke Pierre Loti'yi malumatlı bir şekilde tanımış olsaydık...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Anahtar kelimeler: pierre + loti + eyüp + sultan + tarih + düşünce + aziyade + azizzade + hasan + tahsin

2 Yorum Yapılmış


Psychedelic, 20:16 / 5 Haziran 2007 (Salı)

Efendim önce bu yazının ilk bölümünü anımsatalım. Bendenize ait eski dergilerden şuradaki resmi ve haberi görünce içimde Mösyöye karşı kıskançlık ve garez duyguları oluşmuştu. Şimdi ise "vay o... çocuğu" şeklinde tepkisel durumdayım.
Tüm bunlar bir tarafa ben bu yazıyı yazanın samimi olduğu kanısında değilim! Sanki Tepenin isminin değiştirlememiş olmasından kaynaklanan durumu "Al o zaman, biz de O'nu rezil rüsva ederiz" tepkisel durumu oluşmuş gibi geliyor.

terennüm, 21:33 / 5 Haziran 2007 (Salı)

Dergide yer alan bu yazı Ağustos 2003 tarihlidir. Pierre Loti tepesinin isminin değiştirilmesi ise Şubat 2007'de gündeme gelmiştir.

Yazının giriş ve sonuç bölümündeki paragraflar bana, diğer bölümler yazara aittir. Bu yazıyı bilgisayarıma 2006 yılı içerisinde aktarmaya başlamıştım. O dönemde tepeyle ilgili herhangi bir konu gündeme gelmemişti. Gerçekten dikkat çekici ve bir o kadar da hayret verici bu yazıyı burada paylaşmaya karar verdikten sonra tepenin ismiyle alakalı tartışmalar da aklıma geldi ve giriş-sonuç bölümlerinde kendi fikrimi de ilave etmiş oldum. Dolayısıyla yazarın samimiyetsizliğinden bahsetmek mümkün görünmüyor.

Tepeye ismi verilmiş bir zât olmaktan öteye gidememiş birisini rezil etmek adına değil de gerçekten ismine bu kadar değer verdiğimiz birisinin kim olduğunu belirtmek adına yapılmış bir paylaşım olduğunu da tüm samimiyetimle söyleyebilirim.

Yorumunuz:

İsim: (Limk üyesi iseniz şuraya tıklayın)

Yorumunuza bir limk eklemek için tıklayınız Seçtiğiniz yeri bold yapmak için tıklayınız seçtiğiniz yeri italik yapmak için tıklayınız Tıklayıp resim ekleme şeysi



Zeitgeist - UyanışRavel'in Bolero'su için hazırlanmış muhteşem bir psychedelic animasyonDoğanın Kırmızı ListesiSharkwaterDünyanın yüz çevirdiği ülke