Semazenler de Dertlenir

internetist - 1 sene önce 16:18 - Blog - 1 »


Dün akşam ekranlarımızda Eurovizyon Şarkı Yarışması'nın finali vardı. Ama bizi Kenan Doğulu'nun "Shake It Up Şekerim" adlı şarkısının aldığı sonuç değil de, bu yarışmada ülkemizin isminin geçmesi ve bir çok dünya televizyonlarında bayrağımızın sallanması aldığımız sonuçtan daha önemliydi. Hani önemli olan yarışmaktı misali.

Bir de bu aralar ülkemizin içinde bulunduğu seçim havası ve cumhuriyet mitingleri falan derken yine dünya medyasının gözleri bir yandan üstümüzde gezinmeye devam ediyor.

Ülkemizin spor konusunda ki başarılarını, futbol transfer haberlerini anlatmama hiç gerek yok. Hatta geçen hafta burada (Prag) Lig TV yayını yapan bir cafede izlediğim Beşiktaş - Fenerbahçe derbi maçında Türkler kadar da fanatik ve formalı Çek'ler vardı. Fenerliler çoğunluktaydı, o açıdan biraz hayal kırıklığına uğradım ama yine de bu bana büyük bir gurur vermişti, vermeye de devam ediyor.

Peki tüm bunlar olurken, sessiz sedasız ülkemizi dışarılarda temsil eden birilerinin daha olduğunu biliyor muydunuz? Tabii belkide sadece bilmekle yetiniyorsunuzdur. Oysa ki bundan 3 hafta kadar önce iş yerinden Çek bir arkadaşım benim de bi haber olduğum bu organizasyonun biletlerini sıkıştırmıştı elime. Üzerini okuduğumda birden heyecan yaptım: “2007 Dünya Mevlana Yılı – Unesco”.

Bu çerçevede yapılacak olan gösteri hemen o akşam ve hatta 2 saat sonra başlıyordu. Apar topar toplandık gittik. Gösteriler daha başlamadan beklentilerimin çok çok üstünde bir kalabalıkla karşılaşmıştım. Zaten Türk nüfusunun çok az olduğu bir memlekette böyle bir gösteriye kim gider ki diye düşünürken birden, bütün Çek Cumhuriyeti'nin sosyetesinin içinde buluverdim kendimi.

Gösteriden önce üç Çek profesörden, bizi temsilen büyük elçimizden ve gösteri ile ilgili bilgi veren iki sunucudan anladığım kadarıyla Unesco, Mevlana Celaleddin Rumi'nin doğumunun 800. yılı olmasından dolayı 2007 yılını mevlana yılı olarak ilan etmiş, bu kapsamda da başta tüm Avrupa ülkeleri olmak üzere dünya ülkelerinde gösteriler organize etmişti. Ve bu organizasyondan az da olsa (3bin kadar) burada ki Türklerin hiç birinin son dakikaya kadar haberi olmamıştı. Ha, Unesco'nun bu kıyağından haberdar olanlar çoğunlukta, ama yaşadığımız yerde ki organizasyondan bi haberdik.

Öyle yada böyle harika bir gece ve mükemmel üstü semazen gösterileri ile gece sonuçlandı. Herkes ayakta alkışladı. Bazı tv'lerin canlı olarak gösterdiğine dair duyumlar aldık. Ertesi gün gazete ve televizyonlarda organizasyonun tüm mükemmelliği dile getiriliyordu.

Azınlıkta ki bizler, organizasyon sonrası bu gösteriyi gerçekleştiren semazenlerle sohbet etmek istedik. Netekim başardıkta. Ayak üstü gösterinin yapıldığı salonda 1 saat kadar sohbet ettik. Tennurelerini bile çıkarmadan yanımıza gelmişlerdi. Onlara bu organizasyondan çoğumuzun son dakikaya kadar haberimizin olmadığını dert yanarken lafımızı kestiler. Meğer onların dertleri bizden daha büyükmüş. Sadece Turizm ve Kültür Bakanlığı'ndan aldıkları bir ödenekle yetindiklerini, bunun ise harçlıktan öte gitmediğini, geri kalan masraflarının Unesco tarafından karşılandığını öğrendik. Konya Valiliği'nin ise bu organizasyondan bizim gibi bi haber olabileceklerini düşünüyorlardı. Tüm şikayetlerini döndürüyorlar dolaştırıyorlar medyaya çıkarıyorlar. Ama haklılardıda, hakettikleri tanıtım için onlara yardım edilmemişti. Özellikle Türk medyasının duyarsızlığından ve vermedikleri destekten çok şikayetçilerdi. Oysa ki ülke ülke dolaşan semazenlerin bu gösterilerinde, gösteri başlamadan önce verilen bilgiler, dağıtılan broşürler ve dev ekrandaki o müthiş belgesel... Ülkemizi bir eurovizyondan, bir futbolumuzdan, bir siyasetimizden daha objektif, daha kaliteli, daha tarafsız ve çok güzel tanıtıyordu.

Sohbetimizin sonuna gelmiştik. Kocaman salonda sadece biz 20-25 Türk başbaşa kalmıştık Ayrılmadan önce bundan sonraki duraklarının Polonya olacağını, eğer tanıdığımız Türkler varsa telefon veya maille haber vermemizi istemişlerdi. Her ne kadar oralarda tanıdığım olmasa da yüreğim gerçekten onlarla kalmıştı.

Sanırısınız semazenler dertsiz olur di mi? Ama şunu öğrendim: tüm dertleri bi dönerken unuturlarmış.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Anahtar kelimeler: Semazen + Mevlana + Medya

1 Yorum Yapılmış


fatih, 13:19 / 21 Ağustos 2007 (Salı)

Muhteşem bir gerçek!

Yorumunuz:

İsim: (Limk üyesi iseniz şuraya tıklayın)

Yorumunuza bir limk eklemek için tıklayınız Seçtiğiniz yeri bold yapmak için tıklayınız seçtiğiniz yeri italik yapmak için tıklayınız Tıklayıp resim ekleme şeysi



Zeitgeist - UyanışRavel'in Bolero'su için hazırlanmış muhteşem bir psychedelic animasyonDoğanın Kırmızı ListesiSharkwaterDünyanın yüz çevirdiği ülke