Hitchcock ve Sinemasının Yapıtaşları

freelancer - 262 gün önce 01:24 - Blog - 2 »

psycho shower scene  En sevdiğim yönetmenlerden biri olan Sir Alfred Joseph Hitchcock üzerine bir yazı yazmaya karar verdiğimde, tam olarak ne yazacağımı henüz belirlememiştim. Sessiz sinema döneminde başlayan yaklaşık 50 yıllık yönetmenlik kariyerine 50'den fazla film  sığdırmış ve ardından gelen pek çok yönetmene yeni ufuklar açmış bir yönetmen hakkında yazmaya başladığınızda anlatacak çok şey olduğu muhakkak. Hitchcock sinemasının vazgeçilmez öğelerinden olan soğuk sarışın kadınlar, ustanın sinema dünyasına kazandırdığı McGuffin kavramı, sadık izleyicileriyle arasında bir oyun haline gelen cameolar, pek çok film okulunda ders konusu olan banyo sahnesi, filmlerinde sıkça kullandığı temalar, sinemaya getirdiği teknik bazı yenilikler... Her biri ayrı birer yazı konusu olabilirdi belki ama ben hepsinden biraz katmayı uygun buldum.

Gerilim soslu Hitchcock çorbası için gereken malzemeleri belirlediğimize göre artık başlayalım. Ustanın sinemasına yönelmeden önce kısaca biyografisine göz atmakta fayda var. Çünkü biyografisinden çıkaracağımız bazı bilgiler, ileride filmlerini anlamada bize yol gösterici olacak.

Alfred Hitchcock, 13 Ağustos 1899'da Leynstone, Londra, İngiltere' de dünyaya geldi. Koyu katolik bir aileden gelen Alfred'in babası kümes hayvanları ticaretiyle uğraşıyordu. Babası, Alfred henüz 5 yaşındayken yerel polis görevlilerine bir not yazarak Alfred'i bir süreliğine tutuklamalarını rica etti. 10 saat boyunca tutuklu kalan Alfred bu olayın etkilerini her fırsatta filmlerine yansıttı. Annesi otoriter bir kadındı. Yaramazlık yaptığı zaman Alfred'i saatlerce ayakta beklemeye zorluyordu. Hitchcock, St. Ignatius College isimli Cizvit okulunda okudu. Bu okulu bitirdikten sonra Londra Üniversitesinde mühendislik eğitimi aldı. 1920 yılında Famous Player Lasky isimli şirkette sessiz filmlere ara yazı tasarımı yaparak sinema dünyasına giriş yaptı. 1926 yılında çektiği The Lodger (Kiracı) Hitchcock' un kendi tarzını oluşturmaya başladığı ilk filmi oldu. Bu filmden sonra bir dizi sessiz filme imza attı. 1929 yılında İngiltere' nin ilk sesli filmi olan Blackmail'ı (Şantaj) çekti.

1930'dan 1939'a kadar 15 film yönetti ve bu filmler sayesinde dünya çapında tanınan bir yönetmen haline geldi. 1939 yılında İngiltere'den ayrılarak Hollywood'a yerleşti. Hollywood'da çektiği ilk film olan Rebecca (1940) ile ilk ve tek Oscar ödülünü kazandı. Ama bu ödül en iyi yönetmen ödülü değil en iyi film ödülüydü. Usta, akademi üyeleri tarafından hiç bir zaman en iyi yönetmen ödülüne layık görülmedi. Alfred Hitchcock yaklaşık 61 filmlik kariyerinin ardından 19 Nisan 1980'de Los Angeles'ta öldü.

Hitchcock'un biyografisini olabildiği kadar kısa keserek asıl meselemize dönelim. Hitchcock henüz 23 yaşındayken kendisiyle aynı stüdyoda çalışan Alma Reville'e evlenme teklif etti ve 4 yıl sonra 1926'da Alma Reville ile evlendi. Evli olmasına rağmen Hitchcock iktidarsızdı. Bu durumu kendisi bizzat kabul etmiş ve hatta bir çok kez hayatında sadece bir kere cinsel ilişkiye girdiğini iddia etmiştir. 

Hitchcock ve Novak, Vertigo filminin setinde
Hitchcock' un cinsel hayatındaki bu problem, doğal olarak filmlerine de yansıdı. İlk filmlerinden itibaren hep soğuk, sarışın kadınlarla çalıştı. Grace Kelly, Kim Novak, Joan Fontaine, Ingrid Bergman, Marlene Dietrich, Tippi Hedren ve diğer sarışın kadınlar. Bu kadınlar onun filmlerinde hunharca öldürüldüler, hırpalandılar, kuşların saldırısına uğradılar, çatılardan atıldılar, tecavüze uğradılar. Hitchcock, Fransız yönetmen Truffaut ile yaptığı bir sohbette işi muzipçe özetler; "Ben hiç milli olmadım, biliyorsun" der Hitchcock, "Evet, ama filmlerimiz kaynıyor" diye cevap verir Truffaut. Hitchcock'un cevabı şöyledir; "Belki de böyle boşalıyoruzdur, değil mi ama?"


Hitchcock sinemasının belki de en belirleyici özelliği, bizzat kendisinin sinema dünyasına kazandırdığı McGuffin kavramıdır. McGuffin, film boyunca seyircisinin ilgisini bir noktaya yoğunlaştırmak için kullanılan ama finalde hiçbir önemi olmadığı anlaşılan kişi, nesne veya olaydır. Örneğin Pshcyo (Sapık), çaldığı 40.000$'la Bates Motele gelen Marion Crane'in hikayesi gibi başlar. Filmin başlangıcında çalıntı para seyircinin ilgisini toplamak için bir araç olarak kullanılır. Ama 25. dakikada Marion Crane banyoda öldürülür. O andan sonra çalıntı paranın hiçbir önemi kalmaz, film tamamen farklı bir yönde ilerlemeye başlar. Finalde hiç kimse çalıntı paraya ne olduğunu sormaz, hatta çoğu izleyici parayı hatırlamaz bile. İşte McGuffin budur. Hemen hemen her Hitchcock filminde kullanılmış olan McGuffin aldatmacası, daha sonra başka yönetmenler tarafından da sıklıkla kullanılacaktır.

Ustanın filmlerinde olmazsa olmazlardan biri de cameolardır. Cameo, bir sinema filminde yapım ekibinden birinin kısa bir rolde veya figürasyonda görünmesine denir. Hitchcock 1926 tarihli The Lodger (Kiracı) filminden başlayarak toplam 37 filminde cameo yapmıştır. İlk başlarda eğlence olsun diye başlayan bu gelenek, zamanla Hitchcock'a sıkıntı vermeye başlamıştır. Ama sıkı Hitchcock izleyicilerini hayal kırıklığına uğratmamak adına filmlerinde görünmeye devam etmiştir. Son dönem filmlerinde seyircinin cameo yakalamaya çalışırken filmden kopmaması amacıyla filmin ilk dakikalarında görünmeye başlamıştır.



Geldik sinema tarihinin en ünlü sahnelerinden birisi olan duş sahnesine. Bu sahneyi bu kadar önemli yapan ayrıntılara kısaca göz atalım. Hitchcock tarafından 1960 yılında çekilen Psycho (Sapık) filmindeki bu sahnede, filmin 2 yıldızından birisi olan "sarışın" Marion Crane  (Janet Leigh) çalıntı 40.000$'la Bates Motele kapağı atar ve hayatının hatasını yapar. Henüz filmin 25. dakikasında, motelin sahibi psikolojik sorunlu Norman Bates tarafından duşta öldürülür. Sadece bu sahnenin çekimi bir hafta sürer. Yaklaşık 2 dakika süren bu sahnede 70'ten fazla farklı açı ve kesme vardır. 



Sadece 3 karelik bir görüntüde bıçağın vücuda saplandığı görülür. Yani usta bilerek veya bilmeyerek belki de sinema tarihinin ilk subliminal sahnesini çekmiştir. Subliminal nedir diye soran varsa şöyle alalım, çünkü o mesele başlı başına bir yazı konusu. Sahneye geri dönersek, yaklaşık 70 kısa kesmeden oluşan bu sahneden sonra filmin akışı bir anda değişir ve McGuffin görevini başarıyla tamamlar. Sinema kariyerine sessiz sinema döneminde başlamış olmanın getirdiği alışkanlık nedeniyle olsa gerek, Hitchcock seslerin değil görüntülerin gücüne inanır. Bu nedenle sahneyi ilk başta müziksiz olarak planlamıştır. Ama besteci Bernard Herrmann bu sahne için hazırladığı müziği Hitchcock'a yalvar yakar dinletmiş ve neticede ikna etmeyi başarmıştır. Bu sahneyi müzikli ve müziksiz seyredince Herrmann'ın müziğinin sahneye etkisi daha iyi anlaşılır. Film siyah beyaz olduğu için kan efekti olarak çikolata şurubu kullanılır. Ayrıca bu sahnede ilk kez bir TV veya sinema filminde tuvalet görülür.

Psycho (Sapık) filmindeki bu sahne sinema okullarında ders konusu olarak okutulur. Youtube' da bu sahnenin pek çok yeniden çevrimini bulmak mümkün.

bates motelPsycho (Sapık) Hitchcock' un ruhsal durumundan da izler taşıyor gibi sanki. Otoriter bir annenin çouğu olan Hitchcock, bu filmde annesiyle arasındaki tuhaf ilişkinin izdüşümünü perdeye yansıtır. Nitekim Slavoj Zizek, Bates Motel'le insan bilinci arasında psikoanalitik bir bağlantı kurar. Bates Motel, tıpkı insan bilinci gibi üç katlıdır. Üst kat süperegoyu temsil eder ve bu katta Norman'ın annesi yaşamaktadır. Süperego anne ve babanın içselleştirildiği bilinç düzeyidir ve süperegonun insan yaşantısındaki belirtisi "suçluluk duygusu"dur. Alt kat egoyu temsil eder. Ego, insanoğlunun dış dünya ile uyum içerisinde yaşamasını sağlayan zihinsel işlevler bütünüdür. Norman bu katta normal biri gibi yaşar. En altta otel müşterilerini kaldığı ve dolayısıyla cinayet işlendiği kat vardır. Bu kat id'i yani ilkel benliği temsil eder. İd, kuralsızlığın hakim olduğu, asıl önemli olanın dürtülerin tatmin edilmesi olduğu bilinç düzeyidir. Norman cinayetten sonra annesinin cesedini üst kattan en alt kata taşır.

Konu Hitchcock olunca anlatacak çok şey olduğunu söylemiştim ama artık konuyu bağlamaya başlamanın zamanı geldi. Kısaca Hitchcock'un sinemaya getirdiği yenilikler ve filmlerinde sıkça kullandığı temalara da göz atıp bitirelim. 


Hitchcock, Rope (Ölüm Kararı) filmini 80 dakikalık tek bir sekans olarak çeker. Sadece makara değiştirilmesi gereken zamanlarda kamera bir koltuğun veya oyuncalardan birinin arkasından geçer. Bir kaç karelik karanlık bölümde makara değiştirilerek çekime devam edilir. İngiltere'de çekilen ilk sesli film ustanın eseridir. Vertigo' da kamera hızla geriye doğru giderken ileriye doğru zoom yaparak baş dönmesi etkisi yaratır. İlk tuvalet görüntüsü Psycho (Sapık) filminde görülür. McGuffin, Hitchcock tarafından sıklıkla kullanılan bir yöntem olmuştur.

Filmlerinde sıklıkla kullandığı bazı temalar vardır. Küçük bir çocukken babasının yaptığı kötü şaka nedeniyle otoriteden ve polislerden hoşlanmaz. Bu nedenle filmlerinde baş karakterler genellikle beceriksiz polisler nedeniyle kendi göbeğini kenidisi kesmek zorında kalan veya işlemedikleri suçlar nedeniyle kaçmak zorunda olan insanlardır. Trenle seyahat etmekten hoşlandığı için trenlere, insanın bayağılığını anlatmak için tuvaletlere sıklıkla filmlerinde yer verir. Hitchcock filmlerindeki anneler genellikle dominanttır. Merdivenler, özellikle spiral olanlar ve sinemalar favori mekanlarıdır. James Stewart ve Cary Grant favori erkek oyuncularıdır. İpuçlarını çözdüğümüze göre Hitchcock gibi film çekmemek için hiç bir bahanemiz kalmadı ;)

Eğer bu uzun yazıyı sıkılmadan okuyup buraya kadar gelmeyi başardıysanız ne mutlu bana :)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Anahtar kelimeler: hitchcock + mcguffin + cameo + sinema + sarışın + gerilim + sapık + banyo + duş + yönetmen + film + psikoanaliz + zizek + id + süperego

2 Yorum Yapılmış


ctrl+alt+del, 01:34 / 22 Kasım 2007 (Prş)

Ben nedense sevemedim bu adamın filmlerini, eksik birşeyler var ama ne?

Psychedelic, 10:55 / 23 Kasım 2007 (Cum)

Ama Kuşları atlamamak gerek kanısındayım. Hatta bendenizi en çok geren filimdir kendisi. Zamansızlıktan yazamıyorum fakat dayanamadım bir kısım hiçkok filmini filimkledim utanmadan.

Yorumunuz:

İsim: (Limk üyesi iseniz şuraya tıklayın)

Yorumunuza bir limk eklemek için tıklayınız Seçtiğiniz yeri bold yapmak için tıklayınız seçtiğiniz yeri italik yapmak için tıklayınız Tıklayıp resim ekleme şeysi



Zeitgeist - UyanışRavel'in Bolero'su için hazırlanmış muhteşem bir psychedelic animasyonDoğanın Kırmızı ListesiSharkwaterDünyanın yüz çevirdiği ülke