Blogunu isminle isimlendir, çünkü...
Wrzl - 100 gün önce 17:07 - Blog - 14 »
Blogkürede anonim blog yazanlar çoğunluktadır. Anonim derken, bu yazıyı yazan gibi bir takma isim kullanarak bloglayanları kastediyorum. Bir de yazısının altına ismini soyadını yazan hatta blogunun domaini adı ve soyadı olan blogcular var. Dergi.biz olarak, işte bu şekilde yazılar yazan blogculara şu beş soruyu sorduk, onlar da sağolsunlar cevapladılar. İşte sorular ve cevapları:
- Neden isminizi blogunuza verdiniz?
Ömer Enis: Kişisel yazmaya karar
vermiştim.. Samimi olması için böyle bir tercihte bulundum. (bu arada adım
soyadım değil. Sadece adım... :)
İdris Cin: En önemli neden NickName
kullanmayı sevmemem, gerçi buna rağmen soyismim nick zannediliyorya, neyse :)
Diğer önemli neden de bilinirlik ve tanınırlık katsayımın artmasını sağlamak.
Okan Yüksel: Haber ve yorum söz konusu
olunca insanların güveneceği bir mecra olmanız gerekiyor. Bu noktada insanların
karşısına sanal ve gerçekte var olmayan bir yüzle çıkarsanız, tüm
inandırıcılığınızı yitiriyorsunuz. İnandırıcı olamadıktan sonra ne verdiğiniz
haberler ne de yaptığınız yorumların bir anlamı kalıyor. İnsanlar karşılarında
gerçek bir yazar gördükleri vakit, okudukları satırları ciddiye alıyorlar. Bunun
yanı sıra kariyer planlamasını medya üzerinde kurmuş bir bloger olarak, blogumda
kendi adıma bir marka yaratmayı ve bu marka ad ile iyi bir medya kuruluşunda iş
edinebilmeyi amaçlıyorum. Blogumda kendi adımı kullanıyorum, çünkü yarın bir iş
başvurum olduğu vakit başvuru kağıdının orta yerine sadece www.okanyuksel.net
yazmayı planlıyorum.
Osman Börütecene: İsmimi verdim,
çünkü yazdıklarımla tanınmak istedim. diğer türlü günlük olarak kayıt altına
aldığım üç beş şeyin yanısıra değerli olduğuna inandığım yazılarımın hafızalara
bir takma isimle yerleşmesine dayanamazdım.
Nuri Çankaya: Kendi ismimi verdim,
çünkü bu benim kişisel websitem altında nuricankaya.com. Blog sitedeki
alanlardan sadece birisi, podcastler ve sunumlarım da var. Yani blog benim
sitemin bir parçası ve bu yüzden nuricankaya.com altında. Ben ayrıca on10.net ve
devtr.spaces.live.com adreslerinde de blog tututorum, ama Microsofttaki
görevimle ilgili. Nuricankaya.com ise kişisel.
Murat Kahraman: Blogumda kendi ismimi
kullanmam aslında tamamen blog yazma nedenimle bağlantılı. Bu Blogu açarken
amacım işimle ilgili bilgi ve deneyimleri paylaşırken aynı zamanda bir network
oluşturmaktı. Bunun için de en uygun ismin kendi adım ve soyadım olacağını
düşündüm, böylece iş hayatında tanıştığım kişiler benim ve blogum arasında ki
bağlantıyı daha rahat kurabilirler diye düşündüm.
Yusuf İbili: İnsanların daha kolay ulaşabilmelerini sağlamak için. İnanıyorum ki interneti kullanmak gibi bir yeteğeni olan kişinin, bana ulaşmak istediğinde adım soyadım şeklinde bir kombinasyonu deneyeceğidir.
- Şu ana kadar yararları ve zararları neler oldu?
Ömer Enis: Gerçek toplantılarda
önüme çıkıp Ömer merhaba diyorlar. Çok hoş oluyor. Zararını görmedim.
İdris Cin: Şu ana kadar herhangi bir
zararını görmedim, bilakis bilinirlik açısından çok faydasını gördüm. Tabi bunda
blog yazılarımla polemiğe girmemem ve seviyeli içerikler üretmeye çalışmam
etkili olmuştur diye düşünüyorum.
Okan Yüksel: Blogunuzda kendinizi ve
hayata karşı olan duruşunuzu sergiliyorsunuz. Çevrenizdeki insanlar sizin
hakkınızda blogunuz aracılığıyla oldukça bilgi edinebiliyorken, siz onlar
hakkında en ufak bir bilgi dahi edinemiyorsunuz. Onlarla tanışıp kendinizi
anlatabilecekken, onlar sizleri sadece gündemdeki politik olaylara yaptığınız
yorumlarla değerlendiriyorlar ve belki sizinle, önyargı oluşturup konuşmak bile
istemeyebiliyorlar. Bunun aksi de çoğu zaman ve hatta ekseriyetle mümkün oluyor.
Çevrenizdeki, size ulaşabilecek kadar yakın olan insanlar; sizi yazılarınız ve
yorumlarınız için tebrik ediyorlar. Bu noktada bir üniversite öğrencisi olarak,
pek çok akademisyen tarafından tebrik edilme mutluluğunu birçok kez yaşadım.
Osman Börütecene: Yararları, Türk
blog camiasında tanınmaya başladıkça gerçekten adımla sanımla tanınmak oldu.
zarar olarak da bir zarara uğramadım henüz, uğrayacağımı da sanmıyorum.
Nuri Çankaya: 2004'den beri blog
tutuyorum, paylaşım için çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede
micro-blogging'in daha başarılı olacağına inanıyorum.
Murat Kahraman: Hep işimle ilgili
konularda yazdığım için bir zararını görmedim. Faydası ise tüm içeriğimin,
olması gerektiği, gibi benim adımla özdeşleşmesi oldu. Blogum sayesinde son
derece değerli arkadaşlarla tanışma fırsatım oldu, özellikle profesyonel anlamda
faydalı ilişkiler kurabildik.
Yusuf İbili: Sayfamın yapısı pek bir magazin forever olmasa da artık adresim belli oldu. İnsan belli bir olgunluğa ve bilgi birikimine erişince bazı şeyleri sahiplenmek ve yönetmek istiyor. O yüzden ücretsiz servisler yerine böyle bir tercihe gitmemin sebebi bu olabilir. Şu ana kadar bir zararı yok. Böyle hackleme gibi bir girişim olmadığı sürece de sıkıntısı olmayacaktır. İçeriğin (ç)alınması beni sinirlendiriyor farklı bir kalıba sokuyor. Bunun olmamasını diliyorum. Ceyhun AKSAN ile de geçen gün konu hakkında tartıştık. Oda baya dertli. Umalım bu tarz şeyler bitsin artık. Yararlarına gelince yeni bir içerik yayınladığımda yaslanıyorum arkama, sigara çay eşliğinde bizim ajanın yakaladığı ziyaretçileri gözlemliyorum. Güzel bir duygu. Sana da tavsiye ederim.
- Adresinize ve telefonunuza ulaşılması sıkıntı yaratmaz mı?
Ömer Enis: O tamamen paronaya. En
fazla düşmanı olan Wolkanca'nın ev adresi ve telefon bilgileri mevcut. Henüz bir
kez biri arayıpta küfür mü etmiş? Evine baskında mı bulunmuş? Bizim insanımız
internet başında gerçek dünyadan kendini soyutluyor. Tehditler vs. atmacalar
lafta kalıyor. nickname'lerin arkasına saklanan küfürbazlar gerçek hayatta
bildiğiniz melek oluyorlar. :)
İdris Cin: İletişime geçmek isteyen
okurlarım zaten mail yolunu kullanıyor. Herhangi bir şekilde adres ya da telefon
bilgilerime ulaşılmasından da tedirgin olmam. Çünkü yazılarımla okurlarıma zarar
vermemeye aksine faydalı olmaya çalıştığım için içim rahat bu konuda.
Okan Yüksel: Bu noktada hissedilir bir
sıkıntı maalesef var. İnsanların sizi kendi içinde yargılamaları olağan birşey,
yalnız bazı sorunlu kişilikler bu yargılama işinin üzerine bir de cezalandırma
misyonunu kendilerine görüyorlar. Bu noktada siz de kendinizce savunma
mekanizmaları geliştiriyorsunuz. Örneğin şu an benim adıma kayıtlı tek bir
telefon numarası yok, adres noktasında ise blogumda herhangi bir bilgi mevcut
değil.. Tüm buna rağmen bana ulaşmak isteyen birisi bol mesai ile bana
ulaşabilir. Bu noktada yapacak çok da fazla bir şey olduğuna inanamıyorum. Dünya
küçük bir yer ve o çok ulaşılmaz atfettiğimiz insanlara ulaşmak dahi sanılandan
çok daha kolay.
Osman Börütecene: Adresime ve
telefonuma ulaşılması bir sıkıntı yaratabilir ancak bunun ismimi kullanıyor
olmamla çok alakası yok. çünkü bunu amaç edinmiş biri, ben özel olarak kimliğimi
saklamak için bir plan yapmadıkça, takma isim ya da nick diyelim, kullansam bile
zaten bana ulaşabilme ihtimali yine var. telefonuma ulaşmayı deneyen birçok kişi
oldu ama nasıl oldu da ulaşamadılar onu bilmiyorum. bana mail attıkları için
biliyorum bunu da.
Nuri Çankaya: Benim adresim ve
telefonum orada yer almıyor, asistanıma ulaşılabilir verdiğim numara üzerinden
sadece, zaten bu da doğal.
Murat Kahraman: Adresime ya da
telefonuma blogum üzerinden ulaşılamıyor ama dediğim gibi çok iş odaklı olduğu
için ulaşılabilse dahi bir sorun çıkartacağını düşünmüyorum. Sonuçta
kartvizitimde verdiğim tüm bilgileri çekinmeden blog üzerinden de
paylaşabilirim.
Yusuf İbili: Neden sıkıntı olsun ki? Artık günümüzde sosyal yapı öyle bir kavrama girdi ki bir yerlerde gizlesen diğerinde açık veriyorsun veya ulaşmak isteyen kişi oranın açığından faydalanıyor. En azından adresimin sitede olması daha iyi. Bakarsın Adsense felan koyarım, trafik yapar, gösterimden milyonler olurum. Belli olmaz bu işlere :)
- Google'dan ad ve soyad araması yapınca ilk olarak genelde bu blog sahipleri
çıkar. Bunu bir avantaj olarak görüyor musunuz? İsim benzerliği de olabilir.
Ömer Enis: Benim ismim pek
bulunmuyor. Yani şu ana kadar aa sen benim ilkokul aşkımsın diye gelip yanılan
olmadı :) Ömer Enis'ten fazla yok.. Avantaj olarak görmemin tek sebebi
akrabalarımın bana çabuk ulaşabilmesi. Başka bir sebebi yok.
İdris Cin: Bu noktanın avantaj olup
olmaması kişinin hedefleri ve istekleriyle ilgili. Mesleğim ve hobilerim gereği
web de kolay ulaşılabilir kişilerden olmak istediğim için bunu avantaj olarak
görüyorum. İsim benzerliği konusuna gelince çok nadir kullanılan bir soyisimim
var, dolayısıyla aramalarda arada kaynama olasılığım yok diyebilirim :)
Okan Yüksel: Google’da “Okan” kelimesini
aradığınız vakit, üçüncü sırada benim blogum çıkıyor. Okan Bayülgen ya da Okan
Buruk gibi isimler bile ardımda kalıyorlar. Bundan mutluluk duyuyorum çünkü
böylelikle daha fazla insanı bloguma çekebiliyorum. Peki, bu bir avantaj mıdır?
Elbette, bu önemli bir avantajdır.
Osman Börütecene: Google arama
sonuçlarında isim olarak aranınca ilk sırada olmayı bir avantaj olarak
görüyorum. ilk sıralarda benim hakkımda başkalarının söyledikleri yerine benim
kendi hakkımda söylediklerimin görülmesi iyi bir şey. bir gün ihtilaflı konular
olduğunda da kişinin kendi görüşlerine rahatlıkla ulaşılabilmeli. benim gibi
biri için isim benzerliği söz konusu değil. ancak dedemi ararken bana ulaşmaları
söz konusu ama zaten maalesef onunla görüşmek artık hiç birimiz için mümkün
değil.
Nuri Çankaya: Live.com aramalarında
isim arandığında web sitesi ve bloglar çıkar. Arama motoruyla gelen sayısı çok
yüksek değil, kişisel linkler ve içerik önemli bence.
Murat Kahraman: Evet, bence özellikle
benim gibi internet sektöründe çalışan birinin kendisiyle ilgili en doğru
bilgilere ulaşılmasını mümkün kılan blogunun, arama sonuçlarında ilk sıralarda
yer alması bir avantaj. İsim benzerlikleri ise kaçınamayacağımız bir durum. Her
hafta 4-5 adet "sen şu Murat Kahraman mısın?" şeklinde mail alıyorum. Üşenmeden
de cevaplıyorum hepsini :)
Yusuf İbili: Aaa soruya bak. Uğurlu rakamın 5 felan mı? Hani soruları 5'e tamamlamak için mi üretildi?. Elbet istediğim bana ve bana ait olanlara ulaşılması. Eğer benim bir web sitem varsa ve google benzeri bir yapıda arama yapılıp bana ulaşılamıyor ise daha almam gereken çok yol var demektir. Şu an bana ulaşabilirsiniz. Arayın, gezin, gezdirin.
- Blogculara bu şekilde isimlendirmeyi tavsiye eder misiniz?
Ömer Enis: Tabii ki. Her zaman bir
avantajdır. Tabii oradan buradan içerik çalacaksanız saklayın kendinizi :) Ben
olsam saklardım. :)
İdris Cin: Kesinlikle tavsiye ederim,
çünkü gerçek isim kullanmak gerek yazılarında gerekse sanal ilişkilerinde kişiye
hoş bir sorumluluk yüklüyor. Çünkü tüm bunlar kişinin sanal karakteri ve herkes
gibi kişide güzel bir karakter/içerik ortaya koymak isteğinde olacak gerçek
ismiyle. Bu da oldukça kirli olan web içeriğine kişinin seviyeli içeriklerle
katkı yapacağı anlamına geliyor kuşkusuz. Elbette tüm bunların nickname
kullanılarak ta yapılabildiğine dair takip ettiğimiz güzel örnekler de var web
de. Sonuç olarak tavsiye ederim :) ama seçim kişiye ait tabiki.
Okan Yüksel: Blogcular kendi misyonları
doğrultusunda bloglarını adlandırmalıdırlar. Eğer marka yaratmak yolunda kendi
adlarını markalaştırmak istiyorlarsa ve bu cidden gerekiyorsa insanlar kendi
adlarına blog açmalıdırlar. En azından haber-gündem blogu yazan insanlar,
özellikle kendi adlarını kullanmalıdırlar. Aksi halde daha önce de belirttiğim
gibi inandırıcılıklarını zamanla yitireceklerdir..
Osman Börütecene: Blogculara bu
şekilde isimlendirmeyi tavsiye ederim. anonim blog yazarlığına asla karşı
değilim her zaman varolması gerektiğine inanıyorum. ama bunun yanısıra kendi
isimleriyle yazan blogcuların çoğalması hem blogların itibarı açısından hem de
türkiye gibi bir ülkede demokrasinin anlaşılması açısından son derece faydalı.
Nuri Çankaya: Gerçek dünya isimleriyle
sanal dünya isimleri bence farklı olmamalı, sanal dünya bizim yarattığımız bir
uzantı bu yüzden kendimiz olmak bence önemli.
Murat Kahraman: Bu tamamen blogu
kullanma amacına bağlı. Farklı konulara göre farklı isimler seçmek daha doğru
olabilir. Eğlence ya da hobiyle ilgili bir blogun adı konusuna göre seçilebilir.
İş blogları veya portfolyonuzu sergilediğiniz, özgeçmiş gibi kullandığınız
bloglar varsa kendi ad ve soyadınızı kullanmanızı tavsiye ederim. Bu konuda
önemli bir etken de alan adının uygunluğu tabi.
Yusuf İbili: Kesinlikle tavsiye ediyorum. Ad soyad gibi bir zorunluğu sunmuyorum ama kendilerinin yönetebildiği bir yapı olması gerekli elbet. Hele birde internette popüler isen ve güzel şeyler paylaşıyorsan mutlaka olmalı. Benim kendime ait bir site yapma girişimimdeki en etkin faktör istediğim jenerasyona girebilmesini sağlamamdır. Zaman içerisinde farkettim ki içeriklerinizi veya yorumlarınızı paylaştığınız ortamlar sizin istemediğiniz yapılara girebiliyor. Satılıyor veya satın alıyor. Hepsinin temelinde zaman içerisindeki dış etkenlerin baskısı. Diyelim ki ben mobil alanda içerik paylaşan bir serviste fikirlerimi paylaşıyorum. İlerleyen zamanlarda bu yapı değişiyor oluyor sana Mobil ve Magazin haberleri. Ben Hande Yener'den bahsedilmiş bir yazının altında "bunlara da bakın" falan diye listelenerek benim içeriğimin gösterilmesini istemiyorum. Hal böyle olunca değerlerimi korumak için var gücümle içeriğimi sitem de paylaşacağım.
Sorularımızı cevaplayan tüm blogculara teşekkür ediyoruz.





14 Yorum Yapılmış
























-zhan-Bozkurt, 17:56 / 30 Mayıs 2008 (Cum)
çok güzel bi yazı olmuş bu, şu dergiyi keşfedeli ve takip etmeye başlayalı en yararlı yazı diyebilirim :)
öyle ki ilk yorumumu bile gerçek adımla yazdım :) 2 yada 3 de olabilir.
zamanında benimde ozhanbozkurt.com vardı, gerçek adımla blog yazmamın da 2 sebebi vardı:
1. kişisel bi blog madem, takipçilerimin de beni tanıması gerekliydi.
2. adımı gizlemek için hiç bir sebebim yoktu. ne kırmızı bültenle arayanım, ne kan davalım, ne de düşmanım var, ya da saklanmak için herhangi bir sebebim.