Atatürk'ü sınıf arkadaşı anlatıyor-3

Psychedelic - 1 sene önce 14:18 - Blog - 0 »


6 Mart 1954 tarihli Yeni İnci dergisinden alınmıştır
Düşman buraya çok ehemmiyet veriyordu. Şimdi Grupu, kendi elinden çıkan ve Anafartalar'a ilhak edilen bu mıntıkayı, kendisini büyük tehlikelerde görünce ilk Anafartalar Grupu Kumandanı Fevzi Bey'in muvaffakatı ile işe karışmış ve Conkbayırı mıntıkasını kendi eline almıştı. Fakat oraya sevkedilen kıtaat kumandanları, her biri cesareti ile maaruf iken, lazım gelen azim ve iradeyi tamamiyle gösteremediklerinden düşman oraya yapışmış kalmıştı. Burası tamamiyle düşmanın eline geçip bizi oradan çıkarmış olsaydı, harbin kat'i neticesi derhal onların lehlerine dönmüş olurdu.
Büyük kurtarıcımız Atatürk'ün bir portresiMustafa Kemal Conkbayırı'na geliyor
Bu sebeple 5. Orduya vaki olan tavsiye mucibince burası da M. Kemal'in emrine verilmiş, O da emri alır almaz 1 saniye bile durmadan Conkbayırı'na gelmiş ve işe hemen başlamıştır.
Buraya geldiği gece oradaki muhtelif kıtaat kumandanlarını bir araya toplayarak kendilerine mutasavver hücumun en iyi nasıl yapılması lazım geleceğini sormuş ve bu husustaki düşüncelerini söylemelerini her birinden ayrı ayrı istemiştir. İçlerinden birisi söz için müsaade alarak aynen şunları söylemiştir:
"Eğer taarruza geçersek akıbet fecaatle neticelenir. Bundan dolayı bu hücumdan vazgeçilmesini arz-ı teklif ederim."
Bu sözler üzerine Mustafa Kemal, büyük bir tehevvüre kapılarak:
"Ben sizden, taarruz edilir mi edilmez mi diye sormuyorum. Fakat nasıl en iyi taarruz edilir diye soruyorum. Siz, 1-2 gündür burada olduğunuz için bu hususu daha iyi düşünebileceğinizi ümit etmiştim. Fakat görüyorum ki siz bunu hiç düşünmemişsiniz. Öyle ise emirlerimi dinleyin." demiş ve kıtaata hücum emri verileceğini söylemiştir.
Bu emri verdikten sonra demiştir ki:
"Ben avcı hattında bulunacağım. Sabahleyin saat 05:00'da hücuma kalkılacaktır. Yanlışlığa meydan vermemek için ben kendim bizzat bir küreği (erlerin arazide lüzumu halinde kullanmak için yanlarında bulundurdukları) başımın üstünden sallayarak hemen hücum işaretini vereceğim. O zaman kıtaat hemen düşmana hücum etmelidir."
Ertesi sabah M. Kemal, yukarıda dediğimiz veçhile hücum işaretini bir kere değil, birkaç kere tekrar ettiği halde O'nun iradesini henüz kavrayamamış olan asker, yerinden kımıldamamıştır. İşte bunun üzerinedir ki M. Kemal, kırbacını şaklatmış ve kendisi askeri, zorla hücuma geçirtmiştir. Bu hücum, muvaffakiyetle neticelenmiştir.
Bu hücumu müteakip, 5-10 dakika sonra, düşman harp gemileri hemen dakikada 1000'den aşağı olmayan mermileri oraya savurmaya başlamışlardır. Eğer bu hücum, M. Kemal'in iradesi ve idaresi ile tam zamanında olmamış olsaydı akamet muhakkaktı. Ve yine birkaç saat aradan geçmiş olsaydı, düşmanın hazırlamakta olduğu taarruz başlar ve bizi oradan ric'ate ve kat'i neticeyi kaybetmeye icbar edebilirdi. İşte huma kuşu iki tarafın başı üzerinde uçarken M. Kemal, o huma kuşunu kapıp başına geçirmiştir. Harpte muvaffakiyetler işte böyle ani olur. Bu anlardan istifade etmesini düşünebilen, idare eden ve iradesini kuvvetli bir surette kullanan kimseler muvaffak olur.
İşte M. Kemal'in en büyük kahramanlıkları Nisan ayında Arıburnu Cephesi'nde ve Temmuz, Ağustos aylarında da Anafartalar Cephesi'nde ve Conkbayırı'nda kendini göstermiştir.
Bu suretledir ki, Çanakkale müdafaa edilmiş, düşman, bu ümitten mahrum kalmış, Rusya vesaiti harbiye almaktan mahrum edilmiş ve Türkiye mahvolmaktan kurtulmuştur. Eğer Çarlık Rusyası silah alabilseydi ve bizim sayemizde Romanya ve Galiçya Cephesi'nde mağlup edilerek silahlarını teslime mecbur edilmemiş olsaydı bizim hayatımız sönebilirdi. Bu suretle diyebiliriz ki, bu selameti temin eden Çanakkale Zaferi'dir ve orada en büyük amil de Mustafa Kemal'dir.
Bu demek değildir ki Türk Odusu'nun orada bulunan diğer kumandanları, zabitleri ilahiri büyük muvaffakiyetler göstermemiştir. İtiraf ederiz ki hassaten Cenup Cephesi'nde (Seddülbahir, Kirte) taraflarında düşmanı durduran kıtaatımız dünyanın hiçbir tarafında gösterilemeyecek olan büyük fedakarlıklarda bulunmuş ve bu nespette de zayiat vermiştir. Biz burada sadece ani ve kat'i neticeler verebilecek mühim muharebelerdeki cesaret ve iradeyi belirtmek istiyoruz. İşte bütün bu muvaffakiyetler M. Kemal'in irade ve zekasından doğmuştur. Bunu yapan da elbette ve elbette Türk Odusu ve Türk Milleti'dir. Yine elbette ve elbette başka bir millet ve başka bir ordu ile katiyyen ve katıbeten bu muvaffakiyetler elde edilemezdi. Çünkü askerimiz ekseriya çeliğe karşı ancak göğsü ile mukabeleye mecbur kalmıştı. Böyle bir tarz-ı harp, hiçbir millet tarafından yapılamazdı.
Atatürk arkadaşları ile bir sohbet esnasındaİngilizler Gelibolu'yu tahliye ediyorlar
Bütün bu hezimetlerinden sonra düşman Gelibolu Yarımadası'nı terk ederek çekilmiştir. Hakikati itiraf etmek gerkirse, denebilir ki, bu çekilme bizim tarafımızdan hiçbir tacize uğramadan mükemmelen vaki olmuştur.
Nasıl ki ihracat hiç bizim tarafımızdan beklendiği halde dahi bunu men veya taciz katiyyen mümkün olamamıştır. Diyebiliriz ki, İngilizler için bu çekilme muzaffer bir ricattır. İhraçta bir netice alamayan İngilizler bunun tesellisini ricatteki muvaffakıyette bulabilmişlerdir.
Talih Mustafa Kemal'e yine yardım ediyor
Şayanı dikkat bir nokta vardır ki, talih yine Mustafa Kemal'e yardım etmiştir. Çünkü bu çekilme esnasında M. Kemal, sıhhi zaruretle mezunen İstanbul'da bulunuyordu. Eğer kendisi cephede bulunmuş olsaydı düşmanı rahat rahat çekilmeye bırakmak onun için bir hata teşkil eder ve ta'yibe uğrardı.
M. Kemal, askeri faaliyetine ara veriyor
1915 sonbaharında düşman Çanakkale'den çekildikten sonra bunları mağlup eden 5. Ordumuz Şarki Trakya'ya yerleşti. M. Kemal de 16. Kolordusu ile Şarki Trakya'da bulunuyordu. Fakat bir müddet için İstanbul'da vakit geçirmekte olan M. Kemal, harbi mağluplar tarafında geçirmemek ve galip olacak tarafla birleşmek fikrini yürütmeye çalıştı. M. Kemal'in kanaatince müttefiklerimiz harbi kaybedeceklerdi. Onlarla beraber kalmak tabiatiyle fena neticeler verecekti. Bunun için müttefiklerimizden ayrılmayı ve İngilizler'le birleşmeyi düşündü ve bu düşüncesini iktiza eden ricalimizle görüştü. Bu fikri kabul eden kimse bulunamadı. Bu meyanda görüşmediği yalnız Enver Paşa idi.
Yakup Cemil kimdir ve nasıl idam ettirildi?
Mustafa Kemal, herhangi bir anlaşmaya varılamayacağını anlayınca hükümeti devirmeyi yegane hal sureti buldu. Bunun için de anlaştığı, itimat ettiği ve kendilerini bu yolda feda edebilecek İttihatçılardan istifadeye çalıştı. Burada herkesin ismini söylemeyeceğim. Fakat ortaya çıkan adam meydandadır: Merkezi Umumi'den Yakup Cemil.
Bu adam güç halle sınıf geçmiş ve zabit olmuş, en basit malumata ancak sahip olabilmiş mahdut bilgili bir kimse idi. Fakat Mustafa Kemal bunu kazandı ve meselenin halli için Enver'in öldürülmesi kararlaştırıldı.
Yakup Cemil, içini saklayabilen bir kimse olmadığı için mesele haber alındı ve kendisi ciheti askeriyece tevkif edildi. Hiçbir şeyden yılmayan, korkmayan Enver, Yakup Cemil'i muvakkat bir hapisle işi bitirmek istedi. Fakat Merkezi Umumi ve hasseten Dahiliye Nazırı Talat, bu fikre muhalifti. Sık sık teftişlere çıkan Enver'in o günlerdeki bir seyahatinden istifade ederek, Harbiye Nazırı Vekili sıfatıyle Talat Bey, Divan-ı Harp'te Yakup Cemil'i, Enver Paşa'nın gıyabında mahkum ve neticede de idam ettirdi.
Enver gelince bu hadiseye çok canı sıkıldı. Ele geçen malumata nazaran diğer eşhas hakkındaki takibatı durdurttu. Yakup Cemil'in not defterinde, Başkumandan Vekili ve Harbiye Nazırı Mustafa Kemal görünüyordu (Başkumandan padişahtır).
(Devamı var)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
Anahtar kelimeler: mustafa + kemal + atatürk + arkadaş + kemal + ohrili + anafartalar + conkbayırı + çanakkale + gelibolu + yakup + cemil + enver + talat

Yorumunuz:

İsim: (Limk üyesi iseniz şuraya tıklayın)

Yorumunuza bir limk eklemek için tıklayınız Seçtiğiniz yeri bold yapmak için tıklayınız seçtiğiniz yeri italik yapmak için tıklayınız Tıklayıp resim ekleme şeysi



Zeitgeist - UyanışRavel'in Bolero'su için hazırlanmış muhteşem bir psychedelic animasyonDoğanın Kırmızı ListesiSharkwaterDünyanın yüz çevirdiği ülke